iyimi boyle bilgi sitesi

1509 Yılında Yaşanan Büyük İstanbul (Küçük Kıyamet) Depremi

1509 Yılında Yaşanan Büyük İstanbul (Küçük Kıyamet) Depremi

Osmanlı İmparatorluğu’nun en büyük depremlerinden biri olan Büyük İstanbul (Küçük Kıyamet) Depremi (1509), dönemin en büyük depremlerinden biridir. Tahminen 7,5 şiddetindeki büyüklüğü, büyük yıkıma, can kaybına ve korkuya sebep olmasıyla tarihe küçük kıyamet (kıyamet-i suğra) olarak geçen bu deprem, 22 Ağustos 1509 tarihinde meydana gelmiş; artçı sarsıntılar bir sonraki yıl boyunca da devam etmişti. Marmara fay hattını boylu boyunca kıran bu deprem, Anadolu ve Mısır’dan Yunanistan ve Avusturya’ya kadar çok geniş bir alanda hissedilmişti. Sarsıntının merkez üssü Marmara Denizi olduğundan asıl yıkıcı tahribatı da İstanbul ve çevresinde yapmıştı. Depremle birlikte toprakta büyük yarıklar ve su fışkırmaları görülmüştür. Depremin bilançosuna bakıldığında, Anadolu ve Rumeli Hisarları’ndan Yoros Kalesi’ne; su yolları (bentler ve kemerler), Galata ve Kız Kuleleri’nden Adalar’a ve Çekmece’ye kadar hemen her yerde büyük yıkım meydana gelmişti. Merkezde yani asıl İstanbul’da ise, Yedikule tarafındaki şehir surlarının bir bölümü ile Topkapı Sarayı’nın kendisi ve surları, Ayasofya’nın sonradan yapılan sıvaları, Fatih ve Beyazıt Camileri’nin kubbelerinin yanı sıra 100’ün üzerinde cami ve 1000’den fazla ev yerle bir olmuştu.

Depremde, konağında bulunan Sadrazam Mustafa Paşa’nın kendisi ve konağındaki 300’den fazla kişi ölmüştü. Enkaz altında kalmaktan son anda kurtulan II. Beyazıt ise, depremden sonra sarayını terk ederek bahçede yapılan geçici odalarda ve çadırda kalmıştır.
Şiddetli deprem ayrıca 7-10 metreye ulaşan dev dalgalara sebep olmuştur. Galata ve İstanbul surlarının iç kısımları dev dalgalarla (tsunami) sular altında kalmış; evler ve surların su altında kalmasıyla birçok kişi de boğularak can vermişti. İstanbul ve çevresinde (İzmit, Bursa, İznik, Bolu, Gelibolu, Edirne, Çorlu, Dimetoka) yıkıcı etkisi görülen depremde can kaybıyla ilgili rakamlara gelince, şehirde 5 binden fazla insan ölmüş; tahminen 10 binden fazlası da yaralanmıştır. Şehrin o zamanki nüfusuyla (150-200 bin) kıyaslandığında, ölü sayısının oldukça fazla olduğu söylenebilir. Yani İstanbul’da yaşayan her 40 kişiden biri bu depremde hayatını kaybetmiştir. Depremin ve artçılarının yarattığı korku sebebiyle halk uzunca bir süre, bahçelerde kurdukları çadır ve barakalarda kalmıştır.
Depremin yaralarını sarmak üzere II. Beyazıt’ın emri ve devlet-halk işbirliğiyle 1510 yılının ortasına kadar hasar gören binalar onarılarak şehir adeta yeniden imar edildi. Depremde, şehre su sağlayan suyolları ve kemerler de tahrip olduğundan, bazı yerlerde su baskınları ile birlikte su kıtlığı da yaşanmıştı. Artan su ihtiyacı için ise yeni bir isale hattı inşa edildi. Depremin verdiği derslerden biri ise, yangın felaketi riski olmasına rağmen ahşap binalara ağırlık verilmesiydi.

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.